Evlilikten önce adayların yaptırmaları önerilen bazı laboratuar tetkikleri vardır. Bunlar çoğumuza angarya gibi gelir hatta bir kısmımızı tedirgin eder. Sanki testlerde bir hastalık belirlenirse evlilik engellenecek sanırız. Fakat gerçek bu değildir. Buradaki tek amaç, toplumumuzu tehdit eden sağlık sorunlarını bir vesile ile tespit etmek ve sağlıklı nesiller yetiştirmektir.

Yaptırılması önerilen tetkiklerden başlıcaları hepatit B, AIDS (HIV), talasemi (Akdeniz anemisi) ve frengi (sifiliz) tarama testleridir. Kısaca neyin ne için istendiğine kısaca göz atalım.

HEPATİT-B

Hepatit B karaciğerde yerleşen bir virüsün yol açtığı hastalıktır. Kişiden kişiye kan yoluyla, cinsel yolla bulaşabilir ya da doğum sırasında anneden çocuğa geçer. Bu hastalığın önemi; klinik belirtiler ortadan kalksa bile hastaların taşıyıcı hale gelebilmeleri ve yukarıda belirttiğimiz yollarla başkalarına da hastalığı bulaştırabilmelerinden kaynaklanır. Eğer taşıyıcılık bilinmez ise hastalık kişilerde kronik karaciğer hastalıklarına yol açabilir.

Yapılan tarama testleri ile hastalık öğrenilir ise hasta olan kişi tedaviye yönelir, hasta olmayan eş ve doğacak çocuklar ise aşı ile koruma altına alınabilir. Aşı üç doz halinde uygulanır. Birinci dozu takiben bir ay sonra ikinci doz, 6 ay sonra da üçüncü doz yapılır. Koruyuculuğu yüksek bir aşıdır.

HIV (AIDS)

HIV (AIDS) ne mutlu ki yurdumuzda Afrika ve bazı batı ülkelerinde olduğu kadar toplum sağlığını tehdit eder boyutta değildir. Buna karşın tedbir korkulu rüya görmemizi engelleyecektir. HIV, aynı hepatit B’nin bulaştığı yollarla, yani kan ve cinsel yolla bulaşır ve onun gibi basit bir test ile tespit edilir.

Evlilik öncesi bu tarama testini yaptırmak; ailesinin ve toplumun sağlığını önemseyen her aklı başında modern insanın görevidir.

TALASEMİ (AKDENİZ ANEMİSİ)

Talasemi (Akdeniz anemisi) özellikle güney bölgelerde yoğun olmakla beraber, yurdumuzun her kesimindeki insanlarda bulunabilen bir kansızlık türüdür. Anne ve babadan çocuklara geçer. Taşıyıcılarda hastalık belirtisi bulunmazken her ikisi de taşıyıcı olan anne babanın çocuklarında ağır tablolar ortaya çıkabilir. Bu durum gebelik öncesi bilinirse; çiftlerin hasta çocuk doğurması önlenebilir, sağlam çocuk sahibi olmalarına yardımcı olunur.

SİFİLİZ (FRENGİ)

Sifiliz (frengi), antibiyotikler etkili şekilde kullanılmaya başlamadan önceki dönemlerin en korkulan hastalıklarındandı. Ancak bugün artık başarı ile tedavisi mümkün. Hastalığın özelliği çeşitli dönemler içermesi ve bu dönemler arasında sessiz kalmasıdır. Hasta olduğunu farkında olmayan anne, doğumsal hastalıklı bebekler dünyaya getirebilir.

TÜBERKLOZ (VEREM)

Tüberküloz (verem), bir dönem umutsuz aşkların sembolü sayılırken, günümüzde geri kalmışlığın belirtisidir. Özellikle ekonomik gücü daha zayıf sosyal sınıflar arasında yaygın olmakla birlikte, her kesimden insan arasında görülme sıklığı belirgin derecede artmıştır. Özellikle antibiyotik tedavisine dirençli basillerin yaygınlaşması bu durumun sebepleri arasındadır. Basit bir akciğer filmi ile vakaların yüzde 90 tespit edilip tedaviye yönlendirilir. Hiçbir tetkik amaçsız istenmemektedir. Hastalık ve sağlık evliliğin ayrılmaz parçalarıdır ve sağlığı korumak en önemli görevdir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir