Sağlık ve Sağlıklı yaşam siteniz

Rektum Ve Anus Kanseri « Rektum Anus

Rektum ve anus kanseri yaygın bir durum mudur?
Evet. Bu bütün insan vücudunda en çok rastlanan habis durumlardan biridir.

Rektum kanseri neden meydana gelir?
Nedeni bilinmemektedir. Ancak, tıbben yapılan tespitlere göre, bu alanda gelişen kanserlerin birçoğu yukarıda gösterilen selim poliplerden ileri gelmiştir.

Rektum kanseri önlenebilir mi?
Ancak bir dereceye kadar. Bu başlıca periyodik rektum muayeneleri ve sigmoidoskopik muayenelerin yapılıp yapılmadığına bağlı olacaktır. Bu gibi muayeneler sonucu kansere dönüşebilecek selim bir tümör teşhis edilebilinecek ve ortadan kaldırılacaktır.

Rektum kanseri teşhisi nasıl yapılmaktadır?
a.  Doktor rektum kanalına parmağını sokarak durumu inceler.
b.  Tümör dokusundan bir parça alınarak mikroskobik incelemeye sevk edilir. (Bu basit bir muayenehane işlemidir.)

Rektum kanseri ne gibi belirtiler gösterir?
a.  Başlıca belirti dışkıda kandır.
b.  Dışarı çıkma saatlerinde değişiklikler olabilir.

Rektum kanseri daha çok hangi yaşlarda olabilir?
Her yaşta meydana gelebilir; fakat çoğunlukla orta ve ileri yaşlarda görülmektedir.

Rektum kanseri nasıl tedavi edilir?
Bütün rektumun ve bağırsağın yaklaşık 60-90 santiminin alınmasıyla. Karın bölgesi çeperinde kolostomi olarak adlandırılan suni bir çıkış açılmaktadır. Bazı hallerde, kanser rektumun üst kısmındaysa, rektumun kanserli parçasını almakta ve bağırsak fonksiyonu devam ettirilebilmektedir. Bu gibi hallerde suni açılış yapılması gerekmemektedir.

Rektum kanseri ameliyatı tehlikeli midir?
Muhakkak ki evet. Eğer tümör vücudun başka taraflarına yayılmadan teşhis edilmişse, ameliyat olacak kişilerin yarıdan fazlası bu dertten kurtulabilmektedir.

Rektumu alındıktan sonra bir kişi normal bir hayat sürdürebilir mi?
Evet. Binlerce kişi vardır ki, rektumları olmadığı halde her türlü faaliyetlerini sürdürebilmektedirler. Kolostomilerini her gün aynı saatte boşaltmayı geliştirerek, tam faaliyetlerini sürdürebilmektedirler. Kolostomi açılışı üzerine muhtelif torbalar yerleştirilmekle hasta evde bulunmadığı zaman meydana gelebilecek dışkı ve pis koku çıkışlarına karşı konulmaktadır.

Havuç « Besinler ve Özellikleri

Besinlerimiz arasında belki de bedenimize en yararlı sayılan ve sözgelişi Belçika'da çocukları yemeleri konusunda yüreklendirmek için meyve sınıfına sokulan Havuç'u veren bitkisi, Maydanozgiller'dendir. Anayurdunun Asya, Avrupa ve Kuzey Afrika olduğu savunulan havuç, günümüzde dünyanın pek çok yeri ile Türkiye'de bol bol yetiştirilmektedir. Bugün makbul sayılan havucun, birçok yabani türünün yıllarca süren seleksiyonları sonucunda elde edilmiş 8 önemli çeşidi vardır.

50-100 cm. kadar boylanan havuç, ikiyıllık bir kültür bitkisidir. Birinci yılında toprak altında bulunan ve yenilen etki kökleri ile toprak üstü yaprak ve saplarını geliştirir. İkinci yılında bitkinin çiçek ve tohumları oluşur. Bazı yabani havuçlarla birkaç kültür türünde bitki biryıllık olarak gelişmekte, aynı yıl içinde bitkinin tüm bölümleri oluşabilmektedir. Bitkinin besin yönünden pek zengin etli, şişkin kökü, çeşitli biçim, renk ve büyüklüklerde olur. Kökün ortasında bulunan ve halk arasında odun denilen özü de çeşitli çaplarda ve özelliklerdedir. Bu tür, özün bulunmadığı havuç türü elde edilememiştir.

Havuç köklerinin rengi genellikle sarı, turuncu ya da çeşitli tonlarıyla pembedir. Ülkemizde Hatay ilimizin Samandağı yöresinde, koyu vişne çürüğü renkli pek nadir görülen havuçlar yetiştirilmektedir. Havuç bitkisinin oluklu gövdesi ve dereotununkine benzeyen ince yaprakları vardır. Erselik özellikli çiçekleri, 60-100 cm. uzunluktaki sapın ucunda şemsiye biçiminde oluşur. Beyaz ya da ender olarak yeşilimtırak renklidir.

Havuç tohumları küçük, sarımtırak kurşuni renkli ve hafif çengellidir. Havuç kökleri çiğ (pişirilmemiş) olarak yenildiği gibi yemeklere ve salatalara katılarak, suyu çıkarılarak, tatlıları ile turşusu yapılarak bol bol tüketilir.

BESİN DEĞERLERİ

100 gr. taze havucun içerdiği önemli besin değerleri şunlardır: 30-42 kalori; 1,1 gr. protein; 9,7 gr. karbonhidrat; 0 kolesterol; 0,2 gr. yağ; l gr. lif; 36 mgr. fosfor; 37 mgr. kalsiyum; 0,7 mgr. demir; 47 mgr. sodyum; 341 mgr. potasyum: 23 mgr. magnezyum; 8.115-11.000 IU A vitamini: 0,06 mgr. B1 vitamini; 0,05 mgr. B2 vitamini; 0.6 mgr. B3 vitamini: 0.15 mgr. B6 vitamini: 7,6 mcgr. folik asit: 6-8 mgr. C vitamini ve 0,6 mgr. E vitamini.

SAĞLIĞIMIZA YARARLARI

Yukarıda sayılan gerçekten çok dirimsel besin değerlerinin yanı sıra;

o Havuç, düzenli olarak yenildiğinde, sigara içen kişileri de içermek üzere, bedenin akciğer kanserine yakalanma rizikosunu en aza indirgemektedir: Ayrıca havucu sık ve bol tüketen kişilerin gırtlak, mesane (idrar kesesi), rahmin boyun bölümü, kalınbağırsak, prostat ve yemek borusu kanserlerine yakalanma rizikosunun %50 oranında; menopoz döneminin sonrasını yaşayan kadınlarda, göğüs kanserlerine yakalanma rizikosunun %20 oranında azaldığı yapılan araştırmalar sonucunda saptanmıştır.

o Kalbin dostu da olan havuç, kandaki kolesterol düzeyini düşürmenin en kolay yoludur.

Araştırmalar, havuç yemenin kolesterolde önemli düşmelere neden olduğunu, havuç yemeyi bırakan kişilerde kısa sürede kolesterolün eski düzeyine yükseldiğini göstermiştir.

o Havuç bazı türden gıda zehirlenmelerini önler.

o Ayrıca, yapılan araştırmalar, havucun menenjit ve ansefalit (beyin iltihabı) ile gebelikte fetüse geçerek düşüğe neden olan listerya adlı maddenin etkilerini yok ettiğini göstermiştir.

o Havuç, içerdiği yüksek lif oranıyla peklik (kabızlık) çekenlere iyi gelmektedir.

o Kaynatılarak içilen havucun suyu diyareye iyi gelir.

o Ayrıca halk arasında, havucun sindirimi kolaylaştırıcı, gaz söktürücü, idrarı artırıcı, kurt düşürücü, aybaşı olayını kolaylaştırıcı ve hatta gebeliği önleyici, afrodizyak (cinsel gücü artırıcı) etkileri bulunduğuna uzun yıllardır inanılmaktadır.

Bütün bu dirimsel önem taşıyan etkilerinden yararlanılmak üzere kişiler özgürce ve bol bol havuç yemelidir. Piyasada toz şeklinde de satılan havucun günlük diyetimizde sıklıkla yer alması, sağlığımıza büyük fayda sağlayacaktır.

BİTKİSİNİN ÜRETİLMESİ

Havuç bitkisi tohumlarıyla çoğaltılır. Tohumlar bölgenin iklim koşullarına göre, şubattan kasıma kadar ya önce yastıklara ekilip fideleri yetiştirilip daha sonra bu fideler havucun asıl yatağına şaşırtılır ya da ekim, iklim ve toprak koşullarının uygun olduğu zamanda doğrudan doğruya bitkinin asıl yatağına yapılır. Hafif çengelli olan havuç tohumları birbirine takıldığından, ekimden önce bunlar bir torba ya da avuç içinde ovalanarak birbirinden ayrılmalıdır.

Havuç tohumları toprakta kesinlikle 2 cm'den derine ekilmemelidir. Sıralara ekilen tohumlar çimlendikten sonra, zayıf fideler sökülerek seyreltilir. Fide ekiminde, sıra üzerinde fide aralığı 5-10 cm. olarak bırakılır.

BİTKİSİNİN YETİŞTİRİLMESİ

Mim isteği: Havuç, ılıman serin iklimlerin bitkisidir. Kısa gün bitkisi olarak da kabul edilen havuç az ışık, yüksek toprak nemi ve nispeten düşük sıcaklıklarda en iyi gelişmeyi gösterip yüksek ürün verimi sağlamaktadır. En uygun havuç rengi 15,5-21 derece sıcaklıklarda oluşmakta, bunun altı ve üstü sıcaklık derecelerinde ürün kötü bir renk almaktadır. Belirtilen bu sıcaklık derecelerinde ayrıca en uzun kökler oluşmaktadır.

Toprak isteği: Havuç bitkisi derin, gevşek bünyeli, geçirgen, organik madde yönünden zengin, uygun oranda kireç içeren kumlu-tınlı ya da tınlı-kumlu topraklarda en iyi sonucu verir. Yüksek toprak asiditesine karşı oldukça duyarlıdır. En uygun toprak pH'ı 6,5-7,5 arasıdır. Kireci fakir topraklara yeterli oranda sönmüş kirecin verilmesi gerekir.

Toprak işleme: Havucun yetiştirildiği toprak derin kazılmalı ve çok dikkatle işlenmelidir. Aksi takdirde çatallaşan havuç kökleri ürün değerini yitirir. Havucun toprağındaki yabani otlar elle ya da çapalamayla temizlenmelidir.

Sulama: Havuç bitkisi makul düzeyde suyu sever. Çimlenmeye başlamasından hasat sonuna dek, belli aralıklarla düzenli olarak, ayrıca her çapalamadan sonra mutlaka sulanmalıdır.

Gübreleme: Öncelikle potas ve ikinci derecede fosfora gereksinim duyan havuç bitkisi, özellikle taze çiftlik gübresinden hiç hoşlanmaz. Böyle gübre verilirse ürün verimi düşer ve bitki birinci yılında tohuma kalkma (yani çiçek açıp bitki verme ve kökünü ikmal etme) eğilimi gösterir.

Hasat (Derim): Havuç bitkisi, köklerinin sertleşmesine olanak tanınmadan hasat edilmelidir. En rahat yenilen havuçları elde etmek için, köklerin normal iriliğinin 1/3 ve en çok 1/2'sine ulaşıldığında hasadın yapılması gerekir. Hasat, bir gün önce sulanan topraktaki bitkilerin elle sökülmesiyle yapılır. Sokumun ardından hemen kökün üst kısmı kesilip çıkarılır.

Hastalık ve zararlılarıyla mücadele: Gelişme döneminde havuç bitkisinde zararlı ve hastalıklar görüldüğünde, bunlarla, tarım uzmanlarına danışılarak ve uygun tarım koruma ilaçları kullanılarak zamanında, eksiksiz ve aksatılmadan mücadele sürdürülmelidir.

Cilt Kırışıklıkları « Estetik ve Bakım

Kırışık giderme konusunda kozmetik dünyasında en çok konuşulan yardımcı, A vitamini ve türevleridir. Çok geniş olarak konuşulmasa da C vitamini, selenyum, dengeli beslenme, spor ve su, cilt sağlığı ve kırışıklıkların giderilmesi veya oluşumunun engellenmesinde önemlidir.

Yapılan bazı çalışmalar, kollajen yapımı üzerine etkileri nedeni ile C vitaminini de gündeme getirmiştir. Bazı çalışmalar, C vitamininin, vücüdumuzdaki bağ doku denen, koruyucu doku katmanının korunmasında anahtar rölü oynadığını göstermiştir. Kollajen de bu dokunun bir elemanıdır. Kollajen sentezi için gereken sinyali, C vitaminin oluşturduğu düşünülmektedir.

Günlük hayatımızda besinlerimiz ile C vitamini almaktayız. Bu vitamin, suda eriyebilen vitaminler gurubundandır. Asit yapıdadır, kimyasal ismi askorbik asittir. Yani sindirim kanalından kana, vücudun emme mekanizmasının izin verdiği ölçüde geçer ve vücudun her noktasına taşınır. Hücreler ihtiyaçları kadar C vitaminini kandan alırlar ve fazla alınmış miktar ise vücuttan idrar yolu ile atılır.

Sıklıkla yediğimiz, taze sebze ve meyveler, C vitamini için iyi bir kaynaktır. Günlük erişkin bir kişi için önerilen C vitamini dozu 300-500 mg. dır. Sigara kullanan kişilerin ihtiyacı daha yüksektir.

Fazla miktarda C vitamini alınması halinde, idrar yolu ile atılır ve bir zararı yoktur. Ancak çok yüksek dozda alınan C vitamini, atılımı sırasında idrarda, kum veya taş oluşumuna neden olabilir. Erişkinler için önerilen minimum C vitamini dozunun, vücutta C vitamini eksikliği oluşmaması için gereken doz olduğunu vurgulayan uzmanlar, bu dozların kırışıklar üzerinde bir etki sağlamayacağını söylemektedirler.

Özellikle güneş ışınlarının taşıdığı ultrviyole ışınlarının cilt üzerindeki olumsuz etkileri düşünüldüğünde, hücre içi metabolizma bozulur, daha az kan taşınır, ter ve yağ bezlerinin fonksiyonları bozulur, Kollagen yapımı azalır, varolan kollagen lifleri kalınlaşır. Damarların duvarlarındaki kollagen lifler de özelliklerini kaybettiklerinden (özellikle göz çevresi ve damarların daha yüzeyde olduğu bölgelerde) damar duvarlarından dışarıya kan serumu çıkmakta ve süngersi yapıdaki bölgelerde, torbalaşmalara neden olmaktadır.

Genç ciltlerde daha çok kan akımı ve damarsal oluşumlar varken, yaşlılıkta azalan kan akımı ve daha çok ultraviyoleye tabii kalarak yıpranmış, daha çok serbest radikallerin (hücre için, sağlam moleküllerden elektron çalarak, onların yapısını bozarak, normal moleküllere zarar veren zararlı bir grup madde) oluştuğu ciltte, daha çok C vitamini gereklidir.

Cilde, yüksek dozda C vitamini içeren kremlerin uygulanması ile bazı olumlu gelişmeler gösterilmiştir. Özellikle sunblock (tam UV kesen kozmetikler) ile birlikte C vitamini uygulamasının, serbest radikallerin oluşumu azalmakta ve kırışıkların oluşumlarının başlamasında engel olduğu düşünülmektedir. Bu tip ürünlerin, güneşe çıkmadan en az 20-30 dakika önce uygulanması gerekmektedir.

Ciltte kırışıklıkların oluşumuna engel olan bir diğer mekanizma da E vitaminidir. Antioksidan özelliği ile serbest radikalleri ortadan kaldırır. Bu tip ürünlerin güneşe çıkmadan değil de, güneşe maruz kaldıktan sonra uygulanması önerilmektedir.

E vitamininin kendisinin de ultraviyole karşısında, serbest radikaller oluşturduğu bilinmektedir. Güneşlenmeden 8 saat sonra uygulanan E vitamini yağının, ciltteki zarardan cildi koruduğu ve şişme oluşumunu engellediği söylenmektedir.

Ağız yolu ile alınan E vitamininin, cilt kırışıklıkları üzerine olan etkisi, yeni çalışılan bir konudur, ancak bu tip uygulamanın cildin daha sağlıklı olmasına ve ultraviyole zararlarından korunmada etkili olduğu bildirilmiştir.

E vitamini gibi etki gösteren bir başka mineral de selenyumdur. Toprakta bulunan bu mineral, besinlerimiz yolu ile alınırlar. Topraktaki selenyum içeriği doğrultusunda bazı bölgelerde alım eksikliği olur. Cilt sağlığı için günlük önerilen minimum miktar 50-200 mikrogramdır.

En çok kullanılan selenyum tuzu, l-selenomethionin'dir. Bu mineralin kullanılmasında mutlaka hekiminize danışmalısınız. 100 mikrogramın üzerindeki yüksek dozlarda toksik (zarar verici) olabilmektedir. Sadece gereğinde kullanılmalıdır. Özellikle soğan, sarmısak gibi yemeklerimizde sıklıkla kullanılan sebzeler, yüksek miktarlarda selenyum içerir. En çok da ton balığında vardır. Ondaki miktar bile 3 konserve kutu balıkta 100 mikrogram kadar yer alır.

Bazı araştırıcılar, iyi sonuçlar aldığını bildirmektedirler. Cilt kırışıklıkları konusunda içki ve sigaranın da çok etkisi vardır. Sigara, içerdiği maddeler nedeni ile damarların büzülmesine ve kan akımının azalmasına neden olur. Ciltte tahrişlere ve kurumalara neden olurlar.

Vücuda su alımı da çok önemli bir faktördür, ciltte bulunan hücrelerin su içeriklerinin tam olması, yağ ve ter bezlerinin normal fonksiyonları için su çok önemlidir. Doğal olarak cildi nemlendirir. Bir kişinin günde 5 lt. ye yakın miktarda sıvı alması gerekir. Bol bol su içilmesi, tüm sağlık problemlerinde önerilen bir unsur olduğu gibi, cildin her türlü sorunununda da çok önemlidir ve etkindir.

Dolaşım sisteminin sağlıklı çalışması, cildin de beslenmesi konusunda çok önemlidir. Dolaşımın artması ve düzenli olması, hücrelere daha düzenli besin ve oksijen taşınması demektir. Daha sağlıklı bir vücut için, spor da çok önemli bir faktördür. Spor, dolaşım sisteminin sağlıklı fonksiyon görmesini sağlar. Dengeli bir beslenme, güneşten korunma, spor yapmak ve bol bol su içmek, cilt sağlığı için yapılması gereken en temel davranışlardır.

Destekliyoruz arkadaş - arkadas - partner - partner - arkadaş - proxy - yemek tarifi - powermta - powermta administrator - Proxy