Antibiyotikler

Antibiyotikler « Genel



  

Mikropların gelişmesini önleyen maddeler.

1927 yılında bir gün, İngiltere'de, doktor Alexander Fleming, mikrop üretme kutularını gözden geçirirken, bunlardan birinin üzerinde, mavi bir küf bulunduğunu, bu küfün çevresinde hiç mikrop ürememiş olduğunu bir rastlantı sonucu gördü. Bu küf, doğada pek yaygın olan mikroskopik bir mantardan başka bir şey değildi. Penicillum notatum denen bu mantar, peynirlerde görülen mavi peynir küfünün aynıdır. Doktor Fleming, ilk antibiyotiği böylece bulmuş oluyordu: penisilin.

Bu mantarın, mikropların çoğalmasını önleyebilecek bir madde ürettiği anlaşıldıktan sonra, o maddeyi yapmanın yolları arandı. Ve bu ancak 1940'ta bulunabildi. Fleming bu buluşu için 1945 yılında Nobel ödülünü kazandı.

O tarihten beri daha başka antibiyotikler de bulundu, günümüzde ilaç fabrikaları bunların hemen hepsini üretmektedir. Antibiyotikler özellikle tıpta ve cerrahîde çok kullanılır. Onlar sayesinde, verem gibi (streptomisinle), tifo gibi birçok mikroplu hastalık yenilmiştir.

Bununla birlikte, bazı mikropların antibiyotiklere karşı direndiği görüldü. Ayrıca, antibiyotiklerin genellikle zehirli olduğu ve bazı alerjilere ve bağırsak bozukluklarına yol açtığı da saptandı. Bu nedenlerle antibiyotikler, genellikle başka ilaçlarla birlikte verilir. Antibiyotik tedavisi, hele büyük tedbir ve dikkat isteyen verem gibi hastalıklarda, ancak hekim gözetimi altında yapılır. Öte yandan, bu maddeler gereğinde rasgele ve fazla miktarda kullanılacak olursa, organizma onlara alışır ve bu yüzden ilacın etkinliği sıfıra iner.

Antibiyotiklerin hepsi her hastalığa iyi gelmez. Tedavi edilecek hastalığın mikrobuna hangi antibiyotiğin etkili olduğunu saptamak için tedaviden önce bir «antibiyogram» yapılması şarttır. Ancak bu sayede en çok hangi antibiyotiklerin yararlı olacağı anlaşılabilir.