Beyin Tümörleri

Beyin Tümörleri « Beyin Cerrahisi



  

Beyin tümörleri ne ölçüde yaygındır?
İnsan vücudunda en çok tümör rastlanan yer beyindir.

Ayrı türde beyin tümörleri var mıdır?
Evet. Kafatası içerisi "intracranial" tümörü deyimi ile kafatası içerisinde meydana gelebilecek birçok tür marazi teşekküller için kullanılmaktadır. Bir tümör, kafatasından, beyin dışındaki dokulardan veya sinirlerden ya da beynin kendisinden ileri gelebilmektedir. Başka bir merkezi kafatasının dibindeki balgam salgılayan (pitiutari gland) guddeden gelebilmektedir. Son olarak da vücudun başka bir yerinde meydana gelmiş olan bir kanserli marazi teşekkül kan dolaşımı ile ikinci derecede beyne tesir edebilecektir.

Beyinde meydana gelen belirli bir tümörden iyileşme şanslarını ne tayin eder?
Marazi teşekkülün bulunduğu yer ve karakteri. Beyin örtüleri (me-ningiomas) ve beyin sinirleri (neurofibromas)nde çıkan tümörler, cerrahi yoldan ulaşabilecek yerlerdeyse, bunları tamamen çıkarmak mümkün olabilecek ve hasta tam anlamıyla tedavi edilecektir. Bu gibi kafatası içerisinde meydana gelen bütün tümörlerin yaklaşık % 20'si oldukları göz önünde bulundurulursa bu gibi hastaların büyük çoğunluğu bu marazi halden kurtulabilme imkanlarının bulunduğu görülmektedir.
Hipofiz tümörlerinin büyük bir oranı ameliyata başvurmadan yalnız X ışınları ile tam olarak tedavi edilebilmektedir. X ışınından faydalanamayan hastalara daha sonra da cerrahi müdahale yapmak imkanları vardır.
Hipofizde olan tümörler bütün olagelen beyin tümörlerinin yaklaşık % 10'unu teşkil ederler.
Beyin tümörlerinin yaklaşık yüzde ellisi beyin maddesinin (glioma) içerisinde gelişmektedirler. Bazı istisnalar dışında bu tümörler tamamen çıkarılabilmeleri için, yeterli derecede lokalize olmamalıdırlar. Büyüme oranları değişik olup ve en habis olanları çok  büyümektedir. Bazılarının gelişmesi yıllarca sürmekte, bazısı ise, çok daha kısa sürede tam teşekkül haline gelmiş olurlar. Tam bir tedavi bu tür beyin tümörleri olan hastalara, tatbik edilmeyecekse de, cerrahi müdahale ile kendilerine kısmen yardır olunulabilir. Ancak, tam olarak çıkarılamamış olan bir beyin türünün yeniden gelişme ihtimali mevcuttur ve bu halde hastayı yaşama şansı tümörün gelişme hızına bağlıdır. Bu gibi tümörün gelişmesi bazen X ışını tedavisi yoluyla geciktirilebilinmektedir. Bunun için bu gibi ameliyatların hemen peşinden bu tedavi yoluna başvurulmaktadır.
Bazı hallerde beyindeki tümör öyle bir yerdedir ki, operatör ciddi komplikasyonları göze almadan, hatta hastanın hayatını tehlike sokabileceğinden bu müdahaleye başvuramamaktadır. Bu dun da kafatası içerisindeki tazyiki azaltacak bir cerrahi müdahale yetinilmektedir. Az tehlike arz eden bu ameliyat sayesinde, değ bir süre için hastaya belirtilerden bir derece rahatlama temin etmektedir.

Beyin tümöründen ameliyatla ölümden kurtulma oranları nedir?
% 85 - 90 arası.

Beyin tümörleri irsi midir?
Hayır.

Ameliyat öncesi bir beyin tümörünün nerede olduğu kesin olarak bit edilebilinir mi?
Çok vakalarda evet.

Beyin tümörünün bulunduğu yer nasıl tespit edilir?
Hastanın sıkı bir muayeneden geçirilmesi ve yaşantısı hakkında derinine bir inceleme yapılması önemli ip uçlarının elde edilme yardımcı olabilecektir. Ancak, genel bir kaide olarak, bir tüm yerini tam olarak tespit edebilmek için aşağıda gösterilen teşhis metotlarına başvurmak isabetli ve bazı hallerde de muhakkak gerekli olacaktır:
a.  Kafatasının röntgen filmlerinin alınması. Bunlar bazı hail yeterli bilgiyi temin edeceklerdir.
b.  Omurga sıvısının analiz edilmesi.
c.  Gözlerin muayenesi (görüş alanı).
d.  Çok vakada ansefalogram ve vantrikülogram'lar gerekli olacaktır. Bu testler yapılırken beyinin etrafında ve boşluklarında bulunan sıvı bir iğne ile alınmakta ve bunların yeri bir gazla (helyum veya oksijen) doldurulmaktadır. Bir kontrast madde görevini yapan bu gaz bir röntgen filminde beyinin siluetini çizmektedir. Bu gibi boşlukların asıl görünüşü belirli olduğundan bir tümörün meydana getirdiği tahrip belli olmakta ve bu bulunduğu yeri tespite yararlı olmaktadır.
e.  Arteriogram'lar beyindeki kan damarlarının siluetini çizmekle gayet kıymetli bilgi verebilirler. Boyundaki damarlara (radio-opak) bir madde enjektör ile zerkedilmekte ve bu sayede, beyindeki kan damarları röntgen filminde belirmektedir. Bir beyin tümörü Cradio-opak) maddeleri kendi kan damarları içerisinde temerküz ederek bu yolda röntgen filminde çizgilerle belirebilmektedir. Başka hallerde, beyindeki kan damarlarının yer değiştirmiş olduğu görülür, böylece de tümörün yeri tespit edilmiş olmaktadır.
f.   Elektroansefalogramlar. Beynin elektrik dalgalarının incelenmesi olan bu sistem de, kıymetli olan bir teşhis testidir. Çok kez kafatasından yayılan elektrik dalgalarının tümör olan yer üzerinden geçerken anormal dalgalar haline geldiği anlaşılmakla tümörün yeri öğrenilebilinir.
g.  Beyne radyoaktif maddeler (izotoplar) özellikle son yıllarda kullanılmaya başlanan radyoaktif civa karışımı, zerkedilmekte ve bu sistemle beyinde tümörün teşhis ve bulunduğu yerin lokalize edilmesi birçok vakada mümkün olmaktadır. Bu radyoaktif maddelerin kullanılmasında girişilen risk az olarak kabul edilmektedir.
h. Total Body Seanner (Computerized Tomoqraphy) olarak da adlandırılmaktadır. Bu yeni geliştirilen X ışınları aygıtı ile beyin tümörlerinin gelişmesinin en erken günlerinde teşhis edilebilmesinde çok büyük başarılar sağlanmıştır.

Cerrahi müdahaleden önce bir beyin tümörünün habis olup olmadığını tespit etmek mümkün müdür?
Her vakada değil. Ancak bazı hallerde durumu tam olarak tespit etmek mümkün olmaktadır. Daha önceden mesela habis bir göğüs tümörü olunduğuna dair önbilgi, bu kanserin beyne yayılmış olduğu metastasis şüphesini uyandıracaktır. Kanserin cinsini tayin etmeye yardım edebilecek başka faktörler arasında, hastanın yaşı, belirtilerin ne kadar zamandan beri devam ettiği,   tahlillerde ele geçen bilgiler ve yukarıda bahsedilen testlerden öğrenilen sonuçlar da vardır.

Beyin ameliyatlarında hangi anestezi kullanılır?
Ya lokal ya genel anestezi; tercihen ikincisi. Solunum borusuna bir tüp yerleştirmek suretiyle.

Beyin ameliyatlarında kafatasının açılması nerede yapılır?
Kafatasını kaplayan derinin herhangi bir tarafında. Asıl açılma yeri altta bilinen duruma bağlıdır.

Beyin ameliyatından sonra, kalan yara çirkinleştirici midir?
Hayır. Ameliyatlarda açılmaların, mümkün olduğu kadar saçları bulunduğu kısımlarda yapılmasına gayret sarf edilmektedir. Böylece ameliyattan sonra açılan kafatası derisi yeniden yerine getirilerek, saçlar yeniden büyüdükten sonra herhangi bir çirkinlik görülmeyecektir.

Ameliyat sırasında kan nakilleri yapılmakta mıdır?
Evet, bunlar çok sık yapılır.

Bir beyin ameliyatının yapılması ne kadar sürer?
Bu süre ameliyat gerektiren durumun cinsine ve tatbik edilecek ameliyat sisteminin karakterine bağlıdır. Bazı beyin ameliyatla bir ile iki saat arası sürerken, bir başka cerrahi müdahaleler döı ile beş saat arası zaman alabilir.

Hastalar bu kadar saat süren ameliyata emniyetle dayanabilirler mi?
Evet. İleri anestezi teknikleri ve destekleyici tedbirler uzun süre ameliyatların, hastayı tehlikeye sokmadan yapılmasını mümkün  kılmıştır.

Ciddi bir beyin ameliyatından ne kadar süre sonra operatör hastanın yaşayıp yaşamayacağını açıklayabilecektir?
Genellikle bir kaç gün içerisinde.

Bir beyin ameliyatından sonra, özel hastabakıcılar gerekli midir?
Evet. Uzun süre bu gibi hemşirelere lüzum görülecektir.

Ciddi bir beyin ameliyatından sonra, hastanın ne kadar süre hastanede kalması gerekecektir?
Yaklaşık iki hafta.

Beyin ameliyatının yapıldığı bölgedeki ameliyat yarası özel bakıma ihtiyaç gösterir mi?
Genellikle hayır. Yalnız ameliyatta bir kemik parçası çıkarılıp yerine yerleştirememişse bu gibi vakalarda üstün bir ihtimam gerekir.

Beyin tümörleri çıkarıldıktan sonra tekerrür etme eğilimleri var mıdır?
Yalnız tam olarak çıkarılmadıkları hallerde.

Ameliyat yoluyla başından bir beyin tümörü çıkarılmış hasta bu ameliyattan sonra normal bir hayat sürdürebilir mi?
Evet.

Beyin tümörlerine çocuklarda da rastlanır mı?
Evet. Çocuk yaşlarında beyin tümörleri seyrek vakalar sayılmaz. Bazı tür tümörler özellikle çocuklarda olmaktadır ve bunlar genellikle beynin muayyen bir yerinde görülmektedirler. Hem selim ve hem de habis tümörlere rastlanmaktadır. Tedavi usulü büyüklere yapılan tedaviden farksızdır ve sonuçlar da değişiklik arz etmemektedir. Çocuklar beyin ameliyatlarına büyükler kadar dayanıklılık göstermektedirler.

Bazı hallerde beyin ameliyatı yerine kobalt veya yüksek voltajlı X ışınları tedavisi tavsiye edilmekte midir?
Evet. Kobalt ve X ışınları yoluyla tedavi hipofiz salgı bezi tümörlerinde başarı göstermekte ve bunların büyük bir oranını tedavi etmektedir. Yine bazı tümörlere, bulundukları yerler nedeni ile, cerrahi müdahale mümkün olmamaktadır. Bunlar ancak X ışınları yoluyla tedavi edilebilinmektedir. Birçok vakada çok iyi sonuçlar elde edilmiştir.

Bir beyin durumundan görüş kaybolduğu takdirde bu bir daha dönebilir mi?
Görüş kafatası içerisindeki bir baskıdan kaybolmuşsa bunun geriye dönme şansı çok değildir. Bazı görüşte ileri gelen aksaklıklar ameliyatla iyileşebilir veya daha vahim hal alması önlenebilir. Tümörün direkt olarak optik siniri üzerine yaptığı baskıdan dolayı görüş kaybolmuşsa ameliyatla bu durumun büyük ölçüde düzelmesi sağlanabilir.

İşitme hassası bir tümör nedeni ile  kaybolmuşsa, ameliyattan sonra hasta yeniden duyabilir mi?
İşitme hassasını ortadan kaldıran bir tümör genellikle işitme sinirinden gelmektedir ve tümörün çıkarılmasıyla duyma hassası geriye gelmeyecektir.

Konuşma hassasını kaybeden bir hastaya beyin tümörü çıkarıldıktan sonra yeniden konuşması öğretilebilinecek midir?
Evet. Bu çok vakalarda mümkün olmaktadır. Fakat olağanüstü güç ve eğitim gerekecektir.

Beyin tümörünün çıkarılmasından sonra bir hasta kol ve bacaklarını yeniden kullanabilir mi?
Birçok vakada evet. Ancak tam anlamıyla bir iyileşme her zaman meydana gelmez.

Bir beyin ameliyatından sonra bir hastanın düşünüş durumu ve zekası genellikle zedelenmiş olarak mı kalacaktır?
Genellikle hayır. Hastanın akli tepkisi özellikle beyin tümörünün cinsi ve bulunduğu yere bağlıdır.

Bir beyin tömürünün çıkarılması izpazmozlara bir son verir mi?
İzpazmozların tekerrür etme sayısı ve süresi azalabilir. Fakat bunlar her olayda tamamen ortadan kalkmamaktadır. Bundan dolayı ameliyattan sonra da izpazmozlara karşı kullanılan ilaçların verilmesine devam etmelidir. Ameliyat öncesi ihtilaç halleri görülmemişse bile bir korunma tedbiri olarak ameliyat sonrası izpazmozu kontrol eden ilaçların verilmesi tavsiye edilmektedir.