Muz

Muz « Besinler ve Özellikleri



  

Genellikle diğer meyvelerden daha pahalı olduğu halde lezzetli oluşu ve besleyiciliği nedeniyle yeğlenerek tüketilen meyvelerini sonbahardan başlayarak bazı yıllarda nisan ayına kadar veren Muz, Muzgiller'in örnek bitkisidir. Anayurdu kesin olarak bilinmeyen, dünyanın sıcak yerlerinde ve ülkemizde Akdeniz bölgesinde yetiştirilen muz bitkisinin 40 türü ve 250 kadar çeşidi bulunmaktadır. 1-15 m. kadar boylanan, ödünsüz iri gövdeli, geniş yapraklı çokyıllık otsu bir bitkidir.

Gerçek gövdesi soğan biçiminde ve toprağın altındadır. Yaprakların iç içe geçmiş kınları, toprak üstünde muzun "yalancı gövde"sini oluşturur. Yalancı gövdenin ortasından ve yaprak demetinin arasından çıkan çiçek topluluğu da bir demet oluşturur. Bu demetin dibinde önce beliren çiçekler dişi karakterdedir. Daha sonra demetin tepesinde erkek çiçekler ortaya çıkıp yere doğru eğilir. Dişi çiçeklerin tozlaşıp olgunlaşmasıyla hevenk biçiminde meydana gelen meyve kümeleri, yukarı doğru dikilir.

Bu meyve hevenkleri üç ay içinde olgunlaşmalarını tamamlayıp kurur ya da üretici tarafından kesilerek hasat edilir. Muz meyvesi taze olarak yenildiği gibi pastacılıkta, tatlıcılıkta ve dondurma yapımında kullanılır. Likörü de yapılır.

BESİN DEĞERLERİ

100 gr. soyulup dilimlenmiş taze muzun içerdiği besin değerleri şöyle sıralanabilir: 85 kalori: 1,1 gr. protein; 22.2 gr. karbonhidrat; 0 kolesterol; 0,2 gr. yağ; 0,5 gr. lif; 26 mgr. fosfor; 8 mgr. kalsiyum; 0,7 mgr. demir; l mgr. sodyum; 370 mgr. potasyum: 33 mgr. magnezyum; 190 IU A vitamini: 0,05 mgr. B1 vitamini; 0,06 mgr. B2 vitamini; 0,7 mgr. B3 vitamini; 0,5 mgr. B6 vitamini; 7 mgr. C vitamini; 10 mcgr. folik asit: 7 mgr. C vitamini ve 0,4 mgr. E vitamini.

SAĞLIĞIMIZA YARARLARI

Yukarıdaki değerlerin incelenmesinden görüleceği gibi, muz, bedene yararlı bir besindir. Muzun besin değeri, meyve olgunlaştıkça artar. Sözgelişi, ham bir muz yenildiğinde meyvenin içindeki karbonhidrat kolayca şekere dönüşerek, bitkinliğe karşı bedene hızlı enerji sağlar. Oysa, olgun muz yenildiğinde, bedene daha yavaş ama uzun süreli hareketlilik verir. Bunun yanı sıra;

o Muz içerdiği büyük orandaki potasyumla yüksek tansiyonu önler ve tansiyonu belli düzeyde tutar.

o Ham muz kabızlığa, olgun ve tatlı muz diyareye iyi gelir.

o Olgun muzun yenilmesi, kişiyi psikolojik yönden güçlendirir, daha sonra da uykuyu düzene sokar.

o Muz, ülseri önler ve ülser yaralarının tedavisine yardımcı olur.

o Muzun, yüksek kolesterolü düşürücü etkisi vardır.

BİTKİSİNİN ÜRETİLMESİ

Muz fidanları, yaşlı muz bitkisinin budanması sırasında bitkinin toprakaltı gövdesinden süren 40-50 cm. boyunda dar (kılıç) yapraklarının topraktan köklü olarak sökülmesiyle elde olunur. Bu sokum sırasında kök, gövde ve yaprak fazla hasar görmemeli, bitkinin hastalık taşımadığından emin olunmalıdır, işte böyle elde edilen fidanlar, mart-mayıs ayında sökülüp muz tarımı yapılacak bahçede 3-4 m. aralıkla kazılacak ocaklara (çukur) dikilir.

Ocak, 1-1,5 m. çapında ve 60-70 cm. derinlikte kazılır. Ocaklara, fidanın dikiminden önce 40-50 kg. kadar iyi yanmış kaliteli çiftlik gübresi ile 350'şer gr. azotlu, fosforlu ve potaslı kompoze fenni gübreler konulur. Bahçe toprağının niteliğine göre bu gübreler iki katına kadar artırılabilir.

BİTKİSİNİN YETİŞTİRİLMESİ

İklim isteği: Muz, tropikal iklimli bölgelerin bitkisidir. Yıl boyunca 26-27 derece ortalama sıcaklık ister. Bitkinin gelişmesi, 15-16 derece sıcaklığın altında geriler. O derecenin altında, toprak üstü bölümleri ölür. -4 derecenin altında, toprakaltı gövdesi de büyük zarar görür. Yaz mevsiminde 35 derecenin üzerindeki sıcaklıklarda da bitki gelişememektedir.

Ayrıca muz üretimi yapılan bölgedeki havanın nemi de önemli olup nem oranı %60'ın altına düşmemelidir. Türkiye'de muz üretimine en uygun yöreler Akdeniz kıyılarımızdaki Alanya, Gazipaşa ve Anamur ilçeleridir. Buralarda da zaman zaman don olayı yaşandığından, yetiştirilen muz bitkisini korumak üzere büyük zahmetlere girilip yüksek harcamalar yapılmaktadır. Bu nedenle son yıllarda Türkiye'deki muz üretimi seralarda yapılmaya başlanmış ve bu alanda başarılar kazanılmıştır.

Rüzgârkıran isteği: Muz genellikle güneye bakan hafif eğimli yerlerde yetiştirilmektedir. Buralarda hâkim olarak sert rüzgârlar esiyorsa, bitkinin geniş yapraklarının parçalanmasını önlemek üzere o yönü kapamak için iyi nitelikli meyve vermeyen yüksek boylu muzlar sıkça ekilerek bir rüzgârkıran oluşturulur.

Toprak isteği: Muz yetiştiriciliğine en uygun topraklar derin, geçirgen, hafif bünyeli (kumlu-tınlı), organik madde yönünden zengin ve hafif alkali karakterde olmalıdır.

Sulama: Pek yüksek boylu gövdesi ve geniş yapraklı oluşu nedeniyle muz bitkisi çok miktarda su tüketmektedir. Bu nedenle toprağının sürekli olarak nemli tutulması gerekir. Ülkemizde mayıs-haziran aylarından ekim-kasım aylarına kadar sulama yapılmalıdır. Ancak, aşırı sulama da bitkiye zarar verir. Bu nedenle muz bitkisinin, damlama yöntemiyle sulanması tavsiye edilir.

Gübreleme: Muz bitkisi topraktan çok fazla besin kaldırdığı için ilk dikiminden sonra da düzenli olarak ama aşırıya kaçılmadan toprağının gübrelenmesi gerekir. Bunun için ilgili tarım kuruluşlarına yaprak ve toprak analizleri yaptırılır. Bu analizler sonucu olarak o kuruluşların tavsiyelerine uyularak budama (mart-nisan), çiçeklenme (haziran) ve hasat öncesi dönemi (kasım) olmak üzere 3 seferde muz bitkisine gübre verilir.

Budama: Muz bitkisi yetiştirilirken ocak ayı içinde bitkinin bulunduğu ocak açılarak birinci yılında gelişmiş, ikinci yılında meyve vermiş, ikinci yılını doldurmuş gövdeler kesilip çıkarılarak ocakta, o yıl meyve verebilecek 2-3 sağlıklı gövde bırakılır. Yapılan işleme, muz üreticiliğinde "onarma" ya da "imar" denilmektedir. Bu işleri yapan kişiler, özel yeteneği ve deneyimi olanlar arasından seçilmelidir.

Budama işi çok soğuk, sıcak ya da rüzgârlı günlerde yapılmaz. Bu nedenle bazı yıllarda mart-nisan ve hatta mayıs ayına kadar ertelenebilir. Budama, iyice temizlenmiş özel aletlerle yapılır. Ayrıca istenenler dışında bitkinin kökünden oluşan öteki sürgünler yaz aylarında kesilerek çıkarılır.

Toprak işleme: Muz bitkisinin kökleri çok yüzlek (yani, toprak yüzeyine pek yakın) olduğu için yabani ot mücadelesi el aletleriyle ve dikkatle yapılır. Ya da yalnızca bu otları öldüren herbisit ilaçları kullanılır.

Hasat (Derim): Muz meyveleri, hiçbir zaman yeme olgunluğuna erişinceye kadar dalında tutulmaz. Aksi takdirde meyvelerin kabuğu çatlar, meyve hastalık ve zararlıların akımına uğrar. Doğallıkla bu durumda, piyasa değeri iyice düşer.

Muzların hasadı, meyvenin şekli köşeliden silindirik duruma dönüştüğünde (yani kabuk içi etle tamamen dolduğunda) ve muz salkımlarının (hevenklerinin) kabuk rengi koyu yeşilden normal ya da açık yeşile dönüştüğünde yapılır. Salkımlar sapından keskin bıçakla kesilerek bitkiden ayrılır. Bu sırada ve daha sonraki işlemlerde muz meyveleri kesinlikle örselenmemelidir.

Hastalık ve zararlılarıyla mücadele: Muz yetiştiriciliğinde bitkilere dadanan zararlı ve hastalıklarla mücadele yapmak için mutlaka uzman kişi ya da kuruluşlara başvurulmalı, onların önereceği tarım koruma ilaçlarıyla zamanında, eksiksiz ve aksatılmadan mücadele sürdürülmelidir.