Sağlık ve Sağlıklı yaşam siteniz

Gözkapaklarında Arpacık Ve Kistler « Gözler

Gözkapaklarında tekerrür eden arpacıklar neden meydana gelir?
a.  Sıhhatsiz hallerden meydana gelen vücut direncinin zafiyetinden.
b.  Konjonktivitten.
c.  Gözkapakların iltihaplanmasından.
d.  Temizliğe önem vermemekten.

Arpacıklar nasıl tedavi edilir?
Ilık pansumanlar ve hafif antiseptiklerin kullanılması bunların çoğunu iyileştirecektir. Bazı hallerde göz doktoru bunları açmak zorunluğunda kalacaktır. Ciddi haller antibiyotik ilaçlarla tedavi edilmektedir.

Normal olan bir arpacık ne kadar zamanda iyileşir?
Yaklaşık beş ile sekiz gün arası.

Gözkapakları kistleri neden meydana gelir?
Gözkapağında küçük guddelerden birinin iltihaplanması nedeniyle yüzeye açılışın tıkanmasından.

Gözkapağı arpacığı veya kistinin belirtileri nelerdir?
Gözkapağının sancılanarak şişmesi ve kızarması.

Gözkapağı kisti nasıl tedavi edilir?
Bunların büyük çoğunluğu ılık pansuman ve göz damlalarının kullanmasıyla iyileşebilir. Eğer bu şekilde iyileşmezlerse göz doktorunun muayenehanesinde lokal anestezi altında açılıp alınmaları gerekir.

Bu kistlerin bir kez tedavi edildikten sonra tekerrür etme eğilimleri var mıdır?
Hayır, ama bir kist çıkaran kişi başka bir kist çıkarma eğiliminde olmaktadır.

Ağrı Kesicilerin İşlevi « Genel

Başımız ağrıyor, bir ağrı giderici alıyoruz ağrı kesiliyor. Dişimiz ağrıyor, kolumuz, bacağımız ağrıyor aynı ağrı gidericiden alıyoruz ağrı yine kesiliyor. Peki bu ağrı gidericiler ağrıyan organı nasıl biliyorlar? Nasıl onu bulup, doğrudan ona ulaşıp ağrısını gideriyorlar? Aynı anda iki veya üç yerimiz birden ağrırsa önce hangisini tercih ediyorlar?

Aspirin türü ağrı kesiciler kana karışarak gidebilecekleri her yere giderler. Gerçi ağrı ile ilgili moleküller vücudun her yanında yoktur ama baş ağrıdığı vakit vücudun başka bir yerinde de bir ağrı oluşmuşsa aynı anda ona da müdahale ederler.

Aslında ilacın kana karışarak vücudun her yanma dağılması, bu arada istenmeyen bölgelere de ulaşması, uygulamada bir olumsuzluk olarak da ortaya çıkar. Eğer ilaçlar vücutta yalnızca etki etmeleri gereken noktalara gidebilselerdi, etkilerini daha düşük dozda verilerek gösterebilecekler bunun sonucunda da prospektüslerinde yer alan ilacın yan etkilerine ilişkin liste oldukça kısalacaktı.

Derimizin ve dokularımızın altında sinir uçları bulunur. Bunların bir kısmı ağrıya karşı hassastırlar. Ağrının sebebi alevin üstünde yanan eldeki ısı değişikliği veya parmağa vurulan çekicin yarattığı bir basınç olabilir. Vücuttaki hücreler yaralandıkları zaman 'prostaglandin' denilen bir kimyasal salgılarlar.

Ağrı sinyallerini arttıran bu kimyasal, ağrıyı hisseden sinir uçları üzerinde çok etkilidir. Sinir uçları bu kimyasaldan etkilenir etkilenmez hemen sinir sistemimize ve beyne ağrı mesajları gönderirler. Gelen mesajın yerine ve şiddetine göre beyin ağrıyı algılar ve konuşma merkezini tetikleyerek 'oy, aman' diye bağırılmasını sağlar.

Aspirin türü basit ağrı kesiciler doğrudan bu bölge ile temas edip 'prostaglandin' adlı kimyasal maddenin üretimini sınırlandırırlar. Sinir uçları da artık beyne ağrı uyarısı göndermediklerinden yara ve hasar orada dururken ağrı ya tamamen kaybolur ya da iyice azalır. Sonuçta ağrı kesiciler ağrıyan yeri bilip doğrudan üstüne gitmeseler de nerede ağrı sinyali gönderen kimyasallara rastlasalar hemen reaksiyona girip işlevlerini durdururlar ve beynin sinyal almasına mani olurlar.

Pirinç « Besinler ve Özellikleri

Beslenmemizde çok önemli yeri bulunan pirinci veren tarım bitkisi Pirinç (ya da üreticinin deyişiyle çeltik), Buğdaygiller'dendir. Yirmi kadar türü bulunan ve anayurdu kesin olarak bilinmeyen, ancak dünyanın ılıman sıcak bölgelerinde çok yaygın olarak yetiştirilen çeltik bitkisinin tarımı, ülkemizde de geniş ölçüde yapılmaktadır.

50-80 cm. kadar boylanabilen bu biryıllık bitkinin her başakçığında, altı erkek organı bulunan bir çiçek açar. Döllenen çiçekle olgunlaşan taneye, pirinç ya da çeltik adı verilir. Kurutulup tüketime sunulan pirincin geniş bir kullanım alanı vardır: Çorbası, çeşitli pilavları ve sütlacı yapılarak; dolma ve diğer yemeklerle besinlere katılarak tüketilir. Çeltik bitkisinin hasattan geriye kalan sapları taze olarak hayvanlara yedirilir ya da yeşil gübre olarak kullanılır.

BESİN DEĞERLERİ

100 gr. pişirilmiş beyaz pirincin besin değerleri şunlardır: 109 kalori: 2,4 gr. protein; 24,2 gr. karbonhidrat; 0 kolesterol; 0,1 gr. yağ; 0,1 gr. lif; 28 mgr. fosfor; 10 mgr. kalsiyum; 0,2 mgr. demir; 374 mgr. sodyum; 28 mgr. potasyum; 0,02 mgr. B1 vitamini; 0,01 mgr. B2 vitamini ve 0.4 mgr. B3 vitamini.

Esmer pirinç denilen türün besin değerleri, beyazınkinden daha yüksektir ve 100 gr. pişirilmiş esmer pirincin besin değerleri şöyle sıralanabilir: 282 kalori; 3,6 gr. protein; 26.7 gr. karbonhidrat; 0 kolesterol; 3, l gr. yağ; 1.6 gr. lif; 94 mgr. fosfor; 98 mgr. kalsiyum; l mgr. demir; 71 mgr. sodyum; 177 mgr. potasyum: 220 mgr. magnezyum; 1.4 mgr. çinko; 110 IU A vitamini; 0,3 mgr. B1 vitamini ve 0,04 mgr. B2 vitamini.

Bu değerlerin kıyaslanmasından sonra, tüketilmek üzere esmer pirincin seçilmesi çok doğal olacaktır.

SAĞLIĞIMIZA YARARLARI

Dünyadaki insanların yarısının ana yiyeceği olan pirinç, değerli bir besin oluşunun yanı sıra;

o Yüksek tansiyonu düşürür.

o Kan şekeri düzeyini sabit tutar: Şöyle ki, pirinç, ekmek ve patatese göre kan şekerini biraz daha fazla yükseltir. Ama, pirinç alımı, kanda kararlı bir şeker düzeyi ve dengeli bir enerji kaynağı sağlar. Bu enerjiyle hareketlenen şeker hastalarına yararlı olup onların kilo almalarını önler.

o Pirinç, böbrek taşı oluşumunu önler: Son zamanlarda Japonya'da yapılan araştırmalar, günde iki kez onar gram pirinç kepeği yenmesinin böbrek taşları oluşumunu engellediğini ortaya koymuştur.

o Pirinç, içerdiği maddelerle bedenin kansere yakalanması rizikosunu azaltır: Bunun için gene pirinç kepeği alımı yeterli olmaktadır.

o Pirincin lapa olarak yenilmesi, yüzyıllardır geleneksel olarak diyarenin giderilmesinde kullanılagelmektedir.

o Kilo düşmek için pirinçle yapılan diyetlerde uzun yıllar boyunca yapılan ilaç tedavisiyle iyileştirilemeyen ve sedef hastalığı yüzünden pullanan deri bölgelerinin temizlendiği gözlemlenmiştir.

o Ekmeğin içerdiği glütenden ötürü alerji çekenler için pirinç seçenek bir nişastalı besini oluşturur.

Bütün bu sağlığımızı destekleyici önemli etkilerinden ötürü özellikle esmer pirincin diyetimize katılması ve sıkça tüketilmesi uzmanlarca öğütlenmektedir.

KISACA ÇELTİK BİTKİSİNİN ÜRETİLMESİ VE YETİŞTİRİLMESİ

Pirinci üreten çeltik bitkisi, hemen her toprakta ve sıcak ılıman bölgelerde yetişebilir. Su geçirgenliği az ve organik madde yönünden zengin topraklarda ürün verimi artar. Çeltik tohumu hastalıksız, temiz; içinde yabancı ot tohumları ile kırmızı çeltik (kart tohum) bulunmayan nitelikte ve sertifikalı olmalıdır. İyi tohum kullanılması, ürün verimini %20-25 artırabilir.

Çeltiğin çimlenme ve fide döneminde en uygun sıcaklıklar 18-23 derecelerdir. Ekim için havaların erken ısınmasına aldanılmamalıdır. Ülkemizde genel olarak çeltik ekimi mayıs ayında, tarlalarda ikinci ürün nöbeti olarak 15 hazirana kadar yapılmaktadır. Tarlaya çeltik ekimi serpme, mibzer ya da fideleme yöntemleriyle yapılır.

Çeltik bitkisi suyu çok sever. Ekildiği tavalara devamlı su akışı yapılırsa gelişmesine büyük katkı sağlanır. Çeltik bitkisine azotlu ve fosfatlı gübreler verilir. Yabani ot mücadelesi, herbisit ilaçlarla yapılır.

Çeltik bitkisinin hasadı, çiçeklenmeden 40-50 gün kadar sonra, bitkinin sararmaya başlamasıyla yapılır. Çeltik bitkileri elle, orak kullanılarak ya da biçerdöverlerle hasat edilir.